Muhammed Nazim el Hakkani Hz’lerinin refikasi Haci Emine
Sultan, Kazan Turklerinden olup, babasinin adi Haci Ali
Hüseyin, annesinin ise Seracettin kizi Ayse’dir. 1931
yilinda Kazan’da dünyaya gelmistir.Dördü erkek, ikisi kiz
olmak üzere ailenin alti cocuklari olmustur. Emine Hanim
ailenin ilk kiz cocugudur.
Kendilerinden sonra tekrar bir kiz evlatlari dunyaya
geldiyse de Allah’in takdiri ile cok kisa bir ömür
sürmüstür.
Emine Hanim’in pederi Haci Ali Efendi Naksibendi tarikatinin
mezun olan yani izin veren seyhlerindendi. Ayni zamanda Ali
Efendi zamanin iyi bir marangoz ustasiydi. O zamanlar
Bolsevikligin en siddetli anlariydi. Rus Hükümeti insanlarin
tümünü komünist olmaya zorluyordu. Ailelerin calisarak
binbir zorluklarla kazandiklari mal hatta yiyeceklerine dahi
hükümet el koyuyordu. Ali Efendi daha fazla oralarda
kalmanin ailesi icin, özellikle cocuklarinin istikballeri
icin tehlikeli olacagini anladi, cok zor olmasina ragmen
hicreti düsündü ve planladi. Elindeki mallari paraya
cevirerek saklamayi basardi. Once iki oglu ile Tirmiz’e
gecti. Üc ay kadar orada kalip careler aradi.
Tekrar geri dönerek karisi ve kizlarini almaya geldigi vakit
gördügü olaylar onu son derece müteessir etti.
Arkadaslarinin hepsi bolseviklik idaresi altina girmisti.
Ikinci kez ailesi ile kacmaya calistigi anlarda, en buyuk
yardimi bir Rus generalinden görmüstü. Kendi milletinin
icindeki casuslar onu neredeyse ele veriyorlardi. Iste bu
durum Ali Efendi ve hanimini son derece üzmüstü. Karli sular
icinde patates tarlasindaki zor gunlerin akabinde, tehlikeli
gecen tren yolculugundan sonra ancak 40 günde Tirmiz’e
varabildiler. Orada cok siki bir disiplin ile karsilastilar
ve alti ay mahsur kaldilar. Ali Efendi usta marangozlugu
sayesinde ve Allah’in yardimiyla ailesinin gecimini temin
etti.
Alti ay sonra tekrar kacma carelerini arastirdi, Ardahan
hududuna Bakü’ye (Ahizka) Gürcülerin bulundugu yere
geldiler. Camiden cikan, biri hafiz olmak üzere dört
Gürcüyle karsilasinca derin bir nefes alip onlardan yardim
istediler. Ne yazik ki tuzaga düsürüldüler, cünkü
kendilerine yol gösterenlerin casus oldugunu sonradan
ogrendiler. Hanimi ve cocuklari bir eve yerlestirildi.
Kendisi ise üc ay hapishanede kaldi. Hapisteki cilesini
tamamlayan Ali Efendi ailesiyle birlikte Ahizka’nin bir
köyüne gelip gecimlerini kücük capta ticaret ile sürdürmeye
calistilar. Bakü’den mal getirip satiyorlardi. Kafkasya’da
pazarda satilan dut, elma, armut gibi meyveler oldukca iyi
kazanc geti riyordu, cunku en iyi meyve oralarda
yetisiyordu.
Bir müddet Ahizka’da kalan aile. Dursun Aga’nin yardimiyla
muhacir olarak buradan da kacirilmaya calisiliyor. Once iki
erkek kardes hududu gecip bir aile yanina variyor, arkadan
digerleri hududu gecmeye calisirken kücük Emine kayboluyor,
aile icin yine hayli zorlu günler yasaniyor...
Cocugun Rus askerleri tarafindan kacirildigini düsünen anne
baba büyük üzüntü icindeyken, bir coban tarafindan bulunan
kücük kizlari ile tekrar ferahliyorlar. Ücüncü günün
gecesinde bir degirmen sahibinin gösterdigi yolu takip
ederek nehirden gecip sinira variyorlar. Meric Nehri’nden
gecerken Haci Ali Efendi’nin asasi elinden düserek nehrin
sularina gömülüyor. Türkiye hududuna varmis olmanin sevinci
onlari o kadar mutlu ediyor ki, zorlu günler düsünülerek
asanin bas kismina yerlestirilmis olan altinlarin nehrin
sularinda yok olusu bile onlara hic tesir etmiyor. Haci
Emine Sultan: - “Türkiye sinirina varisimiz ile adeta
cennete girme ferahligini yasadik. Iki dakika daha
gecikseydik sans bize yardim etmeyebilirdi” diyerek Allahá
sonsuz sükürlerini bir kez daha tekrarliyordu. Böylece uzun
ve cileli hicret sonrasi bu mübarek aile Erzurum’un Eleskirt
kasabasina yerlestiler (1934). Buradan ötesini yine Haci
Emine Sultan’in agzindan dinleyelim:
“Türkiye sinirina Ardahan’a gelen muhacirleri hükümet
cesitli yerlere yerlestiriyordu. Bizi Kafkas muhacirleriyle
Eleskirt’e koydular. Kisi oldukca sert gecen bu bölgenin
topragi oldukca verimliydi. Hükümet hepimize tarla, ökuz ve
cift parasiyla ev ve ahir yapacak kadar parsellenmis arazi
verdi. Ilk diktigimiz tohumluk patatesti. O sene konu
komsuyu doyuracak kadar bol mahsül alindi, hikmet-i ilahi
Allah öyle bir bereket verdi ki bir kac sene icinde
memleketin ileri gelen sayili zenginleri arasina girip
hükümete mal vergisi vermeye basladik. Arasira babam yine
marangozluk meslegine devam ediyor böylece gecinip
gidiyorduk. On sene kadar Eleskirt’de kaldik. Maddi olarak
gecim sikintimiz yoktu, fakat manevi baskilarimiz artmisti.
Kulluk nisanesi olan besmeleyi acik olarak söyleyemiyorduk.
Kur’an okumaya karsi konusu, dinimizi istedigimiz gibi
yasayamayisimiz bizi oldukca huzursuz kildi. Ailece dine
düskündük, bütün bu yasaklamalara ragmen 6 ay icinde ilk
hatmimi tamamladim.
Daha önceden babamin bütün arzusu Sam’a gitmekti. On sene
dolmadan hicrete izin verilmediginden dolayi 1944 senesine
kadar beklemistik. Müddet doldugu zaman ikinci hicret
hazirliklarimiz basladi. Mali mülkü yok pahasina satarak Sam
yolunu tuttuk. Iki kiz, dört oglan annem ve babamla birlikte
sekiz nüfus olmustuk. Antep yolunu takip ederek Sam’a
vardik. Sam’in Meydan denilen bölgesinde kücük bir ev
tuttuk. Bir müddet sonra en kücük kardesimi kaybettik. O
kadar akilli bir cocuktu ki alti yasinda Kur’an-i
hatmetmisti. Bu acinin akabinde babam agabeyimle birlikte
hacca gittiler. Onlarin dönüsünde büyük agabeyim (Zeki),
beyin hummasindan (menenjit) vefat etti. O da son derece
akilli ve dinine düskün maneviyatli bir insandi. Ölümünde
bir kac gün önce bir rüya görmüstüm.
“Hazreti Fatima”validemiz ve “Hz. Ali” Efendimiz bize
bassagligina gelmislerdi. Annem ile beni isaret ederek “Bu
sehid annesidir, bu da sehidin kardesidir, Zeki tandira
düstü, sehid oldu” dediler. Bu rüyayi gördügümün ertesi günü
agabeyime anlatinca o da anneme:
“Bak anne Emine rüyasinde beni görmüs, bütün gece ben
de ona Allah sehitlik sevabi versin diye dua ettim.
Kardesime dikkat edin, o büyük bir insan olacak”dedi ve yine
atesler icinde yandi durdu. Birkac gün sonra da Hakkin
rahmetine kavustu. Bu aci beni hayli sarsmisti. Agabeyim
Zeki ile aramda derin bir bag vardi. Onun yoklugu zayif
bünyemi biraz daha cöktürdü. O sikintili günlerde yine
unutamadigim bir rüya gördüm. Cok sikilmistim, o bunalimli
animda nur yüzlü bir zat belirdi ve üc kez cin suresini oku
diye ihtar etti. Benim okuyacak halim olmadigi icin
yanimdakki kisiler bu sureyi okudular. Kisa bir müddet sonra
iyilestim. Zaman her seyi külledigi gibi bu olayi da
külleyip örtmüstü. Sam’da babamin düzenli calismalari
sayesinde yine eski bereketi bulduk elhamdulillah. Annem ile
birlikte gerek terzilik gerekse arapca derslerine 20 yasima
kadar devam ettik. O seneler beni isteyenler fazlalasinca
babam hep red cevabi veriyordu. Büyük seyhimiz Abdullah
Dagistani Hazretleri Sam’da bizim iki mahalle üstümüzde
ikame ediyorlardi. Bir gun Dagistanli bir seyhin cenazesinde
babamla karsilasmislar ve babama: - “Sizinle hayirli bir is
icin konusmak istiyorum. Benim cok sevdigim manevi bir
evladim var. Kendileri Kibrisli’dir, kerimenizi Nazim
Efendi’ye istiyorum” demis. Babamin cok kiymetlisi
oldugumdan hayli düsünmüs, eve gelinca agabeyime sormus o da
Nazim Efendi’yi hemen dergahtan hatirlamis ve: - “Eger o
mescitte gördügüm delikanli ise o insandan cok, bir melege
benziyor” deyince, müsbet cevap bildirilip Abdullah Efendi
Lefkose’de oturan Nazim Efendi’yi mektup yazarak cagirdi ve
bir hafta icinde de nikahimiz kiyildi. Bu olayin en ilginc
yani ise daha hicbir sey yokken Abdullah Dagistani Hz.leri
sevgili peygamber Efendimiz (s.a.v)’i rüyasinda görüyor: -
“Ali Efendi’nin kizini Nazim Efendi’ye al” diyerek gökyüzünü
isaret edince nurdan bir cerceve icinde Nazim Efendi ile
Haci Emine Sultan’un resimleri görülüyor ve “Onlarin
nikahlari gökyüzünde kiyilmistir” deniliyor...
1975-1976
seneleri arasinda pederleri Haci Ali Efendi’yi daha sonrada
anneleri Ayse Hanimi kaybeden Haci Emine Sultan’in Seyh
Nazim El-Hakkani Hz.leri ile evliliginden 5 cocuklari olmus
ve 1982 senesine kadar Sam’i Serifte kalmislardir. Bu arada
Seyh Nazim Hz.leri sik sik Kibris’a gelmislerdir. Halen
Lefke’de ikame etmekte olan bu kiymetli aile birbirinden
güzel 14 toruna sahiptir.
Ingiltere’de Seven Sisters’deki Emine Hatun ilkokulu din
dersleri dahil olmak üzere bu yil tadrisata baslamistir.
Gecen sene satisa cikan Kirk Sual Kitabindan sonra basilan
ikinci eseri ‘Peygamberlerin Hayat Hikayeleri” dir ve
ingilizce, almanca, fransizca olarak da yayinlanmistir.
Hacı Emine Annemiz
16 Kasım 2004 sabahı
vefat etti. Bütün dünyadaki
müslümanların başı sağolsun.